Sinemasız hayat,tuzsuz popcorn gibidir...
haberler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
haberler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

5 Nisan 2010 Pazartesi

29. Uluslararası İstanbul Film Festivali


Festival tüm hızıyla 3 Nisan'da başladı.Hızlı diyorum çünkü 150'den fazla filmi 15 günde koştura koştura görmeye çalışmak ,çalışan didinen ,09:00-18:00 işyerlerine tıkılan bizler için pek mümkün değil.Bu sene festivalde çok çok iyi filmler ,güzel gösterimler,faydalı atölyeler var.Türk filmlerinin fazlalığı ve kalitesi de gurur verici .
Film seçmekten çok gözlerim 19:00 ve sonrası seanslarda gezinse de:

Gözleri tamamen açık
Julie&Julia
Ben ve Orson Welles
Başka dilde Aşk
Anlat Şehrazat
Erkeksiz Kadınlar
Annemi öldürdüm.
Paris'ten son konser
kosmos
Bornova Bornova
Çıkışlar Hediyelik Eşya Dükkanından

görmeyi çok istediğim filmler arasında.

Ayrıntılı film çizelgesini aşağıdaki linkte bulabilirsiniz:

http://www.iksv.org/film/cizelge2010.asp

iyi seyirler...

24 Mart 2010 Çarşamba

3.Yeşilçam ödülleri dağıtıldı

a


3.Yeşilçam ödülleri dün akşam sahiplerini buldu.Levent Semerci'nin çok izlenen ,çok beğenilen filmi Nefes-Vatan sağolsun zorlu rakiplerine rağmen ödülü kazandı.Yine bu sene Türk sinemasına farklı bir tür kazandıran Vavien geceden 3 ödülle ayrıldı.Özellikle kuvvetli senaryosunun ödülsüz kalmaması beni çok mutlu etti.Binnur Kaya'ya aynı filmdeki performansı ile giden ödül uzun süre alkışlandı.Genel olarak dağıtılan ödüller  gerçekten çok kaliteli iyi yapımların olduğu senede bir arpa boyu da olsa rakiplerini geçtiği belli isimlere gittiği için dedikodusuz ve mutlu bir ödül toreni yaşandı.



EN İYİ FİLM
Nefes: Vatan Sağolsun-Levent Semerci


EN İYİ YÖNETMEN
Reha Erdem-Hayat Var

EN İYİ MÜZİK
Atilla Özdemiroğlu-Vavien

EN İYİ KADIN OYUNCU
Binnur Kaya-Vavien

EN İYİ ERKEK OYUNCU
Mert Fırat-Başka Dilde Aşk

EN İYİ YARDIMCI ERKEK OYUNCU
Cemal Toktaş-Güneşi Gördüm

EN İYİ YARDIMCI KADIN OYUNCU
Derya Alabora-Pandora'nın Kutusu

EN İYİ GÖRÜNTÜ YÖNETMENİ
Soykut Turan-Güneşi Gördüm.

EN İYİ SENARYO
Engin Günaydın-Vavien

EN İYİ GENÇ YETENEK
Elit İşcan- Hayat Var

TURKCELL İLK FİLM ÖDÜLÜ
Nefes: Vatan Sağolsun-Levent Semerci

10 Mart 2010 Çarşamba

3.Yeşilçam Ödülleri



Türk sinemasının Oscarı olarak başlatılan Yeşilçam ödüllerinin üçüncüsü 23 Mart'ta sahiplerini bulacak.Aday Listesi 22 Şubat Pazartesi akşamı açıklandı.türk sinemasının türlerinin genişlediğini düşünürsek,populer olması kaçınılmaz bu organizasyonda bu sene yarışan filmler de gerçekten özenle seçilmiş.Tüm dalda adaylık listelerine göz atarsak:

EN İYİ FİLM
Güneşi Gördüm
Hayat Var
İki Dil Bir Bavul
Nefes: Vatan Sağolsun
Pandora’nın Kutusu
Vavien

EN İYİ YÖNETMEN
Levent Semerci/ Nefes: Vatan Sağolsun
Mahsun Kırmızıgül / Güneşi Gördüm
Reha Erdem / Hayat Var
Yağmur Taylan-Durul Taylan/ Vavien
Yeşim Ustaoğlu / Pandora’nın Kutusu
Zeki Demirkubuz / Kıskanmak

EN İYİ KADIN OYUNCU
Binnur Kaya / Vavien
Demet Evgar / Güneşi Gördüm
Meral Çetinkaya / Karanlıktakiler
Nergis Öztürk / Kıskanmak
Nesrin Cevadzade / Dilber’in Sekiz Günü
Şerif Sezer / Deli Deli Olma

EN İYİ ERKEK OYUNCU
Engin Günaydın / Vavien
Mert Fırat / Başka Dilde Aşk
Mete Horozoğlu / Nefes: Vatan Sağolsun
Nadir Sarıbacak / Uzak İhtimal
Öner Erkan / Bornova Bornova
Yılmaz Erdoğan / Neşeli Hayat

EN İYİ YARDIMCI ERKEK OYUNCU
Cemal Toktaş / Güneşi Gördüm
Cezmi Baskın / Neşeli Hayat
Genco Erkal / Pazar: Bir Ticaret Masalı
Mustafa Uzunyılmaz / Mommo-Kız Kardeşim
Settar Tanrıöğen / Vavien

EN İYİ YARDIMCI KADIN OYUNCU
Berrak Tüzünataç / Kıskanmak
Derya Alabora / Pandora’nın Kutusu
Hasibe Eren / Usta
Lale Mansur / Başka Dilde Aşk
Serra Yılmaz / Vavien

EN İYİ GÖRÜNTÜ YÖNETMENİ
Florent Henry / Hayat Var
Gökhan Tiryaki / Vavien
Hayk Kırakosyan / 7 Kocalı Hürmüz
Levent Semerci-Vedat Özdemir / Nefes: Vatan Sağolsun
Soykut Turan / Güneşi Gördüm

EN İYİ SENARYO
Engin Günaydın / Vavien
İnan Temelkuran / Bornova Bornova
Levent Semerci- M. İlkay Altınay-Hakan Evrensel / Nefes: Vatan Sağolsun
Yeşim Ustaoğlu / Pandora’nın Kutusu
Yılmaz Erdoğan / Neşeli Hayat

EN İYİ MÜZİK
Atilla Özdemiroğlu / Vavien
Ender Akay – Sunay Özgür / 7 Kocalı Hürmüz
Erkan Oğur / Mommo-Kız Kardeşim
Mazlum Çimen / Nokta
Yıldıray Gürgen-Tevfik Akbaşlı-Mahsun Kırmızıgül/ Güneşi Gördüm

EN İYİ GENÇ YETENEK
BKM Mutfak Oyuncuları/ Neşeli Hayat
Damla Sönmez / Bornova Bornova
Elit İşcan / Hayat Var
Onur Ünsal / Pandora’nın Kutusu
Umut Kurt / Güz Sancısı

TURKCELL İLK FİLM ÖDÜLÜ
Başka Dilde Aşk / İlksen Başarır
İki Dil Bir Bavul / Orhan Eskiköy-Özgür Doğan
Mommo – Kız Kardeşim / Atalay Taşdiken
Nefes: Vatan Sağolsun/ Levent Semerci
Uzak İhtimal / Mahmut Fazıl Coşkun


2009'da izlediğim filmlerin içinde en iyisi olarak baktığım Vavien, Türk Sinmasına yeni bir tür getirmesiyle bence çok önemli bir film.Daha önce dünya sinemasında örneklerini çok izlediğimiz kara komedi türünün Türk sinemasındaki ilk denemesi sayılabilecek film bence dünyadaki örnekleriyle yarışır cinste.Bu yüzdendir ki ödülü alması beni çok heyecanlandırır.Fakat diğer filmlerde senenin en başarılı filmleri arasında olduğundan yarış sert geçecek.

Öner Erkan ve Mert Fırat'ın performansları çok etkileyiciydi.Yılmaz Erdoğan da film performanslarının doruğundaydı.
Türk sineması 2009 yılında yaklaşık 80 filmle izleyici karşısına çıktı.Fırsat buldukça izlemeye çalışsam da adaylıklardan çoğuna hakim değilim,o yüzden çok da fazla tahminde bulunmak doğru olmaz ama bence en az Oscar'ı takip ettiğimiz kadar bu ödülleri de takip etmeliyiz.

not:Oscar amcanın eski moda ama çok simgesel tarifi gibi yerine oturur mu bilmiyorum ama heykelcik tasarımı gayet hoş olmuş.Bu arada Oscar heykelciği demişken heykelin sadece iki adet kalıbı varmış ve çok özel yerlerde saklanıyormuş.

12 Ekim 2009 Pazartesi

"Güneşi Gördüm" Oscar yolunda!




Güneşi Gördüm bu sene Türkiye’den en iyi yabancı film dalında Oscar’a aday adayı seçildi. Issız Adam, Sonbahar, Karanlıktakiler’i eleyip Derviş Zaim’in Nokta filmini de bir oy farkıyla geçerek seçilen film için şüphesiz ki bu kayda değer bir başarı gibi gözüküyor. Şahsi olarak ilk etapta Mahsun Kırmızıgül’e gerek yaptığı müzik gerekse çizgi açısından ilgi alanımın oldukça dışında olduğu için, önyargılı yaklaşıp filmi vizyona girdiği tarihten epey sonra izledim.(Zira Beyaz Melek benim için vasatın bir parmak üzerinde bir film olarak kalmıştı.) Öncelikle Türkiye’de biz böyle şeylere alışkın değiliz, Sinema kitap tv böyle sosyal içeriklerle uğraşsın, insani şeyler yansıtsın, eleştirsin, bize göre değil, yapmayız, yapanı da öyle çok izlemeyiz. Ama Mahsun, Türkiye’nin her zaman çok tartışılmış ve çok hassas bir noktasına olan doğu ve terör konusuna değiniyor.(fakat bunu hiç politize etmeden anlatmaya özen gösteriyor, çok da başarılı bir şekilde kimseyi rahatsız etmeden yapıyor bunu).Kendini milyonlara izletiyor, filmi “ I saw the sun” adıyla yurtdışında da gösterime giriyor.


Şimdi bu filmin Oscar aday adayı olmasına şaşırmalı mıyız? Evet, bence şaşırmalıyız. Oscar’ı hiçbir zaman çok önemli bulmasak da, yabancı film dalında yarışan filmler ve ödül alanlar benim fikrimce her zaman çok iyi yapımlar olmuştur. Akademi taraflı seçimler yapma eğiliminde olsa da her zaman filmin hikâyesi çok önemlidir. Güneş’i Gördüm de çok gerçek şeyler anlatılıyor aslında. Hikâye’nin geneli çok başarılı da olsa çok iç içe geçmiş, çok ağır dramlar silsilesi içinde oradan oraya koşuyor film. Filmde özetle, terör yüzünden köylerini boşaltıp doğudan göç eden kalabalık bir ailenin dramı anlatılıyor ama bu dram aileden çıkıp kişisel bazlara iniyor ve tek tek herkesin başına gelen felaketler silsilesine dönüşüyor. Bütün bunları izlerken üzerine bir de terör gerçeği, eşcinselliğe toplumun bakış açısı, doğudaki şartlar, ülkedeki şartlar en çok da çocukların geleceği gibi birçok sosyal mesaj veriyoruz. Güneşi Gördüm ‘de kaç tane hikâye dinliyoruz? Mahsun, kısa zamanda çok şeyler anlatmaya çalışıyor haklı da, siz de böyle ince telden bir film yapsanız bildiklerinizin çoğunu anlatmak istemez misiniz? Film asla kötü bir film değil, aksine ben önyargılarımdan utanarak izledim. Çoğu yerde kamerada harikalar izledim, masal gibi replikler duydum, sağlam oyuncu kadrosu sahneye çıktıkça, çıktı, gözlerim ıslanarak izledim. Ama film Akademi yapısına uygun değil. Bence seçici kurul kararında, bu sefer de bunu deneyelim gibi bir durum sezmemek elde değil (şu da bir gerçek ki adaylardan bir tek Nokta filmin karşısında durabildi. Issız Adamı mı alkışlayacaktık, henüz vizyona giren Karanlıktakileri kimsecikler bilmeden mi gönderecektik) Filmin konusu itibariyle Kürt açılımının çok tartışıldığı şu günlerde seçilmesi ise tesadüf müdür? Bana kalırsa gerçekten tesadüf ama eminim ki bu tesadüf konusunda da çok yazılıp çiziliyor. Filmin adaylık yolu açık olsun. Sonuç nasıl olursa olsun, özverisi, inancı ve başarısından dolayı Mahsun Kırmızıgül’e tebrikler.

7 Ekim 2009 Çarşamba

Sonbaharda sinema : Filmekimi



17–25 Ekim tarihleri arasında, sinemaseverler sezonu Filmekimiyle açıyor.Programda yine övgüye değer başarılı filmler yer alıyor.Yoğun ilgiden ötürü 9 güne uzatıldı.17–25 Ekim tarihleri arasında Emek sinemasında ve 23–23–25 Ekim tarihlerinde cinebonus Maçka Gmall sinemasında filmler izleyici ile buluşacak.Tüm hafta içi gündüz seanslarının 3,5 TL ye satıldığı etkinlikte,21:30 seanslarında Türkiye’de vizyona girmeye hazırlanan filmlerin ilk gösterimleri yapılacak.Bu seansların fiyatları ise 15 TL.Diğer akşam ve hafta sonu seans fiyatları ise 12 TL den satılıyor.
Detaylı bilgiyi http://www.iksv.org/filmekimi_2009/ adresinden alabileceğiniz festivalin filmlerine şöyle kısaca bir göz atalım.


23 filmin gösterileceği festivalde Amerikan sinemasına ait 7 film,İngiliz sinemasına ait 5 film, Avrupa sinemasından 7 film,Uzakdoğu sinemasından 2 film ve diğer ülkelerden 1 film yer alıyor.Gösterime girecek 23 filmde izlenmeli fakat hepsine ayıracak vakit bulmak tabi ki çok zor.İlk etapta izleme planı yaptığım filmleri şöyle bir sıraladım.

Kapitalizm: Bir aşk hikâyesi(Capitalism-A Love Story)-Michael Moore: Her filminin izlenmesi gerektiğini düşündüğüm ABD’nin çıkıntı yönetmeni, aykırı insan Michael Moore, kapitalizm! le düpedüz savaşıyor. Global iflas günlerinde izlenesi bir film.
9-Shane Acker: Animasyon severler için süper bir seçim. Yapımcı koltuğunda da Tim Burton var, yani film +13 etiketli bu beklentileri daha da artırıyor.
Kan Arzusu-(thirst)-Park Chan-Wook: Uzakdoğu sinemasında İntikam üçlemesiyle efsane olmuş yönetmenden gerçek bir vampir filmi izlemek hiç fena olmayacak.

Dönüşüm (Ne te retourne pas) - Marina de Van: Sophie Marceau ve Monica Bellucci ‘yi izlemek adına bu Avrupa yapımının favorilerden olacağı kuşkusuz.

Gel Porno Çevirelim (Humpday) - Lynn Shelton: Porno üzerine çekilen komedi filmlerinden. Film üzerine internet üzerinde övgüler dolaşmakta, eğlenceli olabilir.

Kim, Kiminle, Nerede (Whatever Works) – Woody Allen: Kronik woddy Allen hayranları biletlerinizi alın.

Zamanın Tozu (Skoni Tou Chronou) - Theo Angelopoulos: Usta yönetmeni izlemesi zordur. Filmi kendini vererek izlemek ister. Ustanın 20.yüzyıl filmlerinden ikincisi. Kaçırmamak lazım diye düşünüyorum. Bu filmin gala gösterimi de var.

Beyaz Bant (Das weiße Band) - Michael Haneke: Haneke her zaman Burjuvaziye karşıt duruşu ile sinemanın aykırı yönetmenlerinden olmuştur. Cannes ödüllü bu film benim kesinlikle izleyeceklerim arasında.

28 Ağustos 2009 Cuma

Tim Burton'dan büyüklere masallar-Alice Harikalar Diyarında

Tim Burton sinema dünyasına gelmiş gelecek en yaratıcı yönetmenlerden birisi. Hiç sıradan bir denemesini hatırlamıyorum. Bettle Juice ile başlayan Tim Burton fanatikliğim, Edward Scissorshand ile devam etti. Batman serisi zaten fazlasıyla popüler yapımlar, onlar hakkında herkesin bir fikri vardır diye düşünüyorum. Tim Burton’un en belirgin seçimleri şüphesiz bugüne kadar filmlerinin çoğunda yer alan Johnny Depp ve Helena Bonham Carter. Johnny Depp’in ekran karizması ve uçlarda oyunculuğunu tartışmaya hiç gerek yok. Helena Bonham Carter ise hepimizin aklında eminim ki Fight Club’daki Marla Singer rolündeki müthiş performansıyla kalmıştır. Tim Burton’ın zengin hayal dünyası ve müthiş görsel efektlerini biraz daha yakından tanımak isterseniz, bence mutlaka filmlerinden bir kaçını izlemelisiniz.Türü içerisinde çok başarılı kabul edilen, tamamen minik oyuncaklar yaratılarak çekilmiş iki filmi, The nightmare before Christmas (noel öncesi kabusu)ve Corpse bride(ölü gelin) hayal zenginliğinizi yeniden sorgulamanıza yol açabilir J .Bu iki filmde çok özel teknikler kullanılmış. Yaratılan karakterler (ki bunlar Johnny Depp ve Helena Bonham Carter seslendirmeleriyle olağanüstü gerçeklik kazanıyorlar) minik oyuncaklar haline getirilip stop-motion denilen teknikle perdeye aktarılıyor. Tabiî ki animasyon teknikleri de kullanarak.



Corpse Bride karakterleri: hatta karakterlerin oluşturulmasında bile favori oyuncularının ifadeleri kullanılmış.





The Nightmare Before Christmas’ın başrol oyuncusu Jack Skellington.

Geçen sene bizi yine “Sweeney Todd: The Demon Barber of Fleet Street” filmiyle mest eden Tim Burton bu sefer Alice Harikalar Diyarında’yı sinemaya aktarıyor. Daha önce de çocuk hikâyelerinden Hansel ve Gratel ile Charlie ve çikolata fabrikasını bambaşka bir gözle sinemaya aktarmış ve bu cocuk hiyakeleri büyüklere nasıl izletilir göstermiştir.







Johnny Depp,Helena Bonham Carter ve Anne Hathaway

Alice Harikalar Diyarında’nın post production resimleri ve haberlerine bakılırsa film muhteşem olacağa benziyor. Alice Harikalar Diyarında daha önce çok kez sahneye aktarılmış. Eminim çocukken hepimiz mutlaka birkaçını izlemişizdir. Ama açıkçası ben bu unutmuş olduğum masalı Tim Burton’un hayal dünyasından izlemeyi iple çekiyorum. Film 5 Mayıs 2010 da Türkiye’de vizyona giriyor. Oyuncular arasında yine Johnny Depp ve Helena Bonham Carter var. Fotoğraflara bakılırsa görsel bir şölen bizi bekliyor.