Sinemasız hayat,tuzsuz popcorn gibidir...
social network etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
social network etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
27 Şubat 2011 Pazar
Şaşırt bizi Akademi:Oscara saatler kala...
Artık saatler var.Sabaha merakımız sona erecek.Bu sene filmlerin gayet iddialı olması nedeniyle çok bir haşır neşir olduğum ödül töreniyle ilgili artık tahminler havada uçuşuyor.Eminim hepiniz her yerde favorileri okudunuz.
Ana dal tahminleri şöyle:
En iyi Erkek oyuncu:Colin Firth-"The King's speech"
En iyi Kadın oyuncu: Natalie Portman,-"Black Swan"
En iyi yardımcı erkek:Christian Bale-"Fighter"
En iyi yardımcı kadın:Hailee Steinfeld -“True Grit"
En iyi yönetmen:David Fincher-"Social Network"
En iyi Film: King's speech
Colin Firth'e burdan ver yansın edecek halim yok,geçen sene A Single Man ile alamadığı heykeli bu seneki roluyle de hakediyor.Bence gecen sene Jeff Bridges'e giden OScar zaten Colin Firth'indi.
Ama hadi akademi şaşırt bizi bu rolu bu sene daha çok hakeden Javier Bardem'e ver.
Natalie Portman,hayatının en iyi rolü ile karşımızda.Bundan sonra da böyle zorlayıcı bir rol sahibi olacağını düşünmüyorum.Ama su an için ona yakın bir aday da göremiyorum.Hamile olması da sempatikliğini artırıyor dogrusu.Ama Akademi eşcinsellere söyle bir el sallayıp,The Kids are allright filmindeki Nic rolu ile Annette Bening'e Oscar verse hakkaten şaşırırız.
Christian Bale,yardımcı erkek dalında favori aday,Bir filminde kas yığınına dönüp,digerinde sivrisinek gibi -30 kg ile boy göstermesiyle meşhur.Fighter'da da yine iki boyultu neredeyse.Disiplinli ve iyi projelerde yer alan bir oyuncu.Ama Akademi Geoffrey Rush'ı nasıl görmezden geleceksin.Favorim kesinlikle Geoffrey Rush
Dogrusu Helena Bonham Carter hayalkırıklığı yarattıktan sonra Hailee Stenfiled'e diyecek birşeyim yok.Kendisi benim de yardımcı kadın oyuncu adayım.
Evet son bir ayda Kulisleri alt üst eden film King's Speech,bir anda Social Network üzerindeki ibreyi kendi tarafına doğru çevirdi.İki film aynı zamanlarda vizyona girseydi bence galip kesinlikle Social Network olacaktı.Hala daha da ümidimi yitirmiş değilim.Olay su ki Social Network vizyona girdiğinden beri Ocarın en güclü adayı sıfatıyla heryerde konuşuldu.biraz bıktırdı tabi bu durum Akademiyi.King's speech cok da etliye sütlüye bulaşmayan apolitik duruşu ve tertermiz senaryosu ile rekabet için tam da biçilmiş kaftan oluverdi.Fakat şöyle bir düşünüyorum da,Akademinin pek İngiliz filmlerine prim verdiği de yok.Ayrıca Social Network yapımcıları bu durumu düşünüp heralde içerde kulis yapıyorlardır.
Oscarın gediklisi haline gelmiş Coen Kardeşlere ne diyorsunuz?Çat diye 10 dalda aday oldular.True Grit ile bence bu iki filmin ensesindeler.Coen Kardeşler ile ilgili sahsi fikrim şu:Coen Kardeşleri ya çok seversiniz ya da filmlerinden çok afedersiniz bir bok anlamazsınız.Ama burda dikkat True Grit bir yeniden çevrim filmi,ve eskisinden kat be kat iyi bir yeniden çevrim filmi.Konusu itibari ile de Amerikan tarihine selam gönderiyor.Tam da Akademinin gönlü fethedilesi bir durum değil mi?Seviyorlar kendi meseleleriyle uğraşamayı.
Benim rengim belli oldu sanırım.Social Network'e giden ödülü ayakta alkışlarım.
Akademi ödülü True Grit'e verirse çok insanı şaşırtır ama beni değil.
Aronofsky bir kaç sene daha aday olur biraz daha yaşlanınca ödülü alır.Ama şunu belirtmek isterim ki "Black Swan" bir masterpiece.Akademiye sert gelmese de keske heykelcik Black Swan'a gitse.
Farkındaysanız ortalığı kasıp kavuran Inception'un esamesi okunmuyor.Geçen seneki Avatar örneğinden sonra şaşırdık mı? Tabi ki şaşırmadık.Ama Inception fanları bütün anketlerde Inceptıon'u bir numara yapıyor.Bizim anketimizde de Inception ödülü almış gözüküyor.Yani uzun lafın kısası Inception halkın birincisi.
Evet Akademi üyeleri bu senenin ödülünü ola ki Inception'a verirse ben dahil çok insanı çok şaşırtır ve bir anda halkın sevgisini kazanmış bir ödül organizasyonu oluverir.
En iyi yönetmen ödülünün David Fincher'dan başkasının olabileceğini bile düşünmek beni üzüyor.Umarım bu dalda Akademi bizi şaşırtmaz da,Bu zamana kadar çok iyi işler çıkartmış Fincher evine ödüller döner.
Şu kanıya kapılmayın sakın,önceki işleri iyiydi,Social Network vasat olmasına ragmen yine de ödülü alsın mantığında degilim.Social Network,başladığı saniyeden itibaren izleyiciyi ekrana kilitleyen,sanal bir konuyu bu tempo ile izleyiciye hissettiren bir yeni dönem filmidir.David Fincher'in objektifinden çıkmış bir sanat eseridir.
Kısa Kısa:Bugünkü haberlerden biri de Kralice Elizabeth'in Oscar törenlerini saat farkına rağmen,canlı izleyeceği yönündeydi.
Natalie Portman'ın aptal bir romantik komedisi vizyona girdi.Çok kötü zamanlama bence
127 saat,Danny Boyle imzasını taşıyan,insanı kasım kasım kastıran,sonuna yakın hepimizi yerinden zıplatan,tek kişilik dev kadrosuyla başarılı bir yapım.Başarısı da bizzat James Franco'nun iyi oyunculuğudur.
Danny Boyle 'nin suratımıza attığı yaşam tarzıdır.İyi filmdir fakat Akademi es geçecektir.Francoyu da filmi de.
15 Aralık 2010 Çarşamba
Social Network:Biz arkadaş kazanırken,Mark ne yapıyordu?
Tabi bir Fight Club kadar sanat eseri değil,Seven kadar dahiyane mi? Zodiac 'a benzeten oldu mu kurguyu?
David Fincheri severim.Hatta çok severim.Ne zaman Fincher izlesem,bir anda mualif oluveririm.Neyle savaştığımızı sorgulamak isterim.Ama Fincher da insan değil mi? O da güncel seylere el atmak istemiş belli ki,yüzyılın icadı (!) facebook hikayesi eline düşmüş e adam bunu değerlendirmesin mi? Öyle ortalığı ayaklandıracak Fincher'i kınayacak çok da bir durum görmüyorum.Herkes durağan sularda yüzmek ister.
Ayrıca çok durağan su da zordur.
Şu noktada Social Network filmi çok zor: Hali hazırda sanal alemi anlatmak 1001010010 ları ete kemiğe büründürüp,"facebook" etrafında kopan gümbürtüyü seyirciye aktarmak!
Film çok tempolu,diyaloglar çabuk çabuk,Mark dahi ya,düşünceleri fırtına gibi! Bu filmde bir dünya kurmuyorsunuz,sadece bir durum anltıyorsunuz,aslında durum bile değil,öyle bir öğrenci çekişmesi işte,sadece ucunda milyar dolarlar var.Demek istediğim o ki,filmin başında nefesinizi alın gözlerinin açın,öyle sağa sola kafanızı cevirip de dikatinizi falan dağıtayım demeyin,zira Fincher metroya binmiş gibi.
Şahsen ben,bir facebook kullanıcısı iken bu olaylı ve de "Bir kaç düşman kazanmadan 500 milyon arkadas edinemezsiniz" gibi iddialı ve perde altından da dramatik söylemli bir sloganla yola çıkan "The facebook" pardon pardon The yı atıyoruz,sadece facebook (Cleannn...Yeri gelmişken Mr. Napster'den bahsedelim,süphesiz ki filmin en çakal,en beleşçi karakterini oynayan Justin ısınmış gözüküyor bu işlere.Etliye sütlüye değmeden,Eduardoya çukurunu kazdırıp içine gömen adam olarak gözüken Mr.Napster,filmin sonunda duyuyoruz ki hala facebook da % 7 hisseye sahip.Ama adam bu patlayacak yanar dağın isim babası,populerlik yolunda atılan ilk adım "the" yi kaldırmak! ) filmini görmek isterim.
Gördükten sonra peki ne hissederim? Mark'ın arkadaslık ilişkileri ben de iz bırakmaz ki...Vay be derim,dünyanın en genç milyarderi! Yaptığına bakarım...
İşte tam da anlaşılması gereken bu, kim nederse desin,Fincher bu anlamda yine başarılıdır!
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)


