Sinemasız hayat,tuzsuz popcorn gibidir...
kristen stewart etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
kristen stewart etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

21 Şubat 2014 Cuma

En iyi giyinen filmler

Elimizi sallasak çarptığımız animasyonlardan ya da görkemli kraliyet döneminden,saraylardan bahsetmiyorum.Kostüm olarak da değil de filmin ruhuna uygun nasıl giyinilir onu düşünüyorum.Nerden çıktı derseniz kısaca anlatayım:

Şu meşhurrr filmimiz Twilight 'in çekimleri esnasında yapılan bir röportaj da yönetmen Catherina Hardwicke oyunculara kendi kıyafetlerini giydirdiginden bahsediyordu.Şu benim montum ,şu benim gömleğim falan gibilerinde.Dur bir bakayım şu kıyafetlere dedim.Neler giyermiş bizim yönetmen? Zaten Twilight öyle mini bütçeyle çekilmiş,vasat görüntülü,yanlış açılarla dolu,kötü makyajlı bir teenage filminden ötesi değildi.(tabi kazandırdığı paralar konusuna girmiyorum.Allah yürü ya Kulum desin!) Hardwicke'de filmi kotarmışmıydı ki de ,bir de moda tasarımcılığına soyunsun!

Hep yağmurlu kasabamızda kapalı hava fonlu filmde kıyafetlerde bir o kadar iddiasız ve pasteldi.Asıl kız Bella'nın "kahverengi eşofman üstü ve vasat jean giymesi de cabası.Sonra düşündüm ki Bella zaten öyle bir kız değil mi? Edward'a zaten ne giyse yakışacak e adam zaten 100 yaşında biraz da demode olmalı tabi.Hakkını yemiyeyim Hardwicke'in neyse "o" olmuş kıyafetleri...

Bu gözle bakınca bazı filmler var ki hakikaten giyimleriyle ne olduklarını anlatabiliyorlar.Özel kostumler gerektirmeyen filmler için giyim kuşam olayı nasıl organize ediliyor (herkes Hardwicke gibi yapmıyordur tabi.)bunu biraz çalışmam lazım,ama olayın bu organize boyutunu geçersek,gözüme kıyafetleriyle çok şey anlatan nice film vardır.




Bakın hemen çok yakın bir örnek vereyim.Tom Ford zaten hali hazırda modaci iken,bir de film yönetmenliğine soyunmuştu.A Single Man,Tom Ford'un çok başarılı işleri arasındandır bence.Ayrıca bu film kesinlikle Tom Ford'un moda tasarımcısı kimliğine muhteşem göndermeler yapıyor.Ah Colin Firth'e bir bakın.O Gucci takımlar için de nasıl da jilet gibi duruyor.Hictchock'un Psycho filminden Vera Miles'in devasa gözleri eşliğinde sigara içtiği delikanlı'nın kıyafetlerine takılmadaık mı diyeceksiniz yani bana.Bırakın kıyafetleri bir kenara evlere eşyalara bakın,hatta George'un tuvaletine göz atın.Tom Ford baştan aşağıya tasarımcı kimliğiyle etrafı adeta misafir gelmeden önce düzeltmiş gibi.


Zamanın da çok keyifle izlediğim,müzikal anlamında bile değerlendirilebilecek,Ezel Akay'ın Nerdesin Firuzesi ise Türk Sineması için deneysel işlerden biri sayılabilir.Filmin giysilerine evet kostüm olarak bakmak da fayda var.Dili var bu kıyafetlerin,Neredesin Firuze'nin o masalsı,gerçek olamayacak kadar naif ruhunu yansıtıyor bize.Batmış ama umudu olan insanların iç renklerini gözümüze sokuyor,aynı zamanda da yer almak için cabaladıkları rengarenk pırıltılı dünyanın dış görünüşü hissettir miyor mu?
Hele o altın rengi kıyafetlerle Ya evde yoksan'ı seslendirdikleri sahne,Melek gibi beyazlar içinde süzülen Firuze'yi altınlarla etkileme çabası.Her şey masalsı bir Kitchlik içinde.Yeşil gelinlik,kırmızı takım elbise,kanatlı kıyafetler...Ata'nın bornozu bile...Tabi bu noktada film içinde ciddi bir kostüm tasarımı söz konusu.gündelik kıyafetlerle hikaye nasıl anlatılır görüyoruz.Filmin Kostüm tasarımı Naz Erayda'ya ait.
Fight Club'da Tyler Durden'in üzerindekilerine bir bakın.Tyler var mı yok mu tartışması yapmadan giyim tarzına bakın.Böyle bir insan olabilir mi? Şüphesiz Brad Pitt'in kariyerindeki en sert ve en başarılı performanslarından birisi olan Tyler'in hiçliği bence kıyafetlerinde de göz kırpıyor...(aslına bakarsanız Brad Pitt'in üstüne her giydiğini çok iyi taşımasından da kaynaklanıyor biraz da bu hehe :) )
Tabi başta düşündüğümüz şeyi bir anlamda çürütmeye başlıyor beynim,yani günlük hayatta olsa bir filmde giyilen herşey kostüm adı altında mı düşünülmelidir?Acaba 80'li yıllarda yeşilçam sinemasının en hareketli günlerinde Tolga Savacı pamuklu sweatshirtini göbek altındaki kot pantolunun içine sokup üstüne bir de kumaş pantolon kemeri takarken, görsel olarak bu sorgulanıyor muydu hiç bir fikrim yok tabi.Ya da Serpil Çakmaklı saçları kopacakmış gibi sımsıkı toplayıp plastik kelebek tokasını takarken bu bir imaj mıydı?
Tamam çok da uçlara kaçmadan,sınırlı bütçelerle çekilen fenomenlerimizi bir kenara bırakıp,olaya bir de her kıyafet kostümdür gözüyle bir bakış atalım.Tabi bir de oyuncular ve üzerine cuk diye oturan kostümler var,çok da iddialı olmasın ama ben şu ana kadar nicholas Cage ve deri ceketi kadar iyi bir ikili daha görmedim diyebilirim ( bknz:gone in sixty seconds) Tabi Heath Ledger'in Joker'inin mor takımını unutmazsak.Bir kez daha dile getirmemin hiç bir sakıncası yok bence.
Beyazperdenin en iyi Joker'iydi kendisi herşeyiyle..Bir kez daha RIP!
bu örnekleri aklıma geldikçe editlerim.Bu yazıda çok uzun soluklu yaşayan bir yazı haline geliverir! :)

dip not:Çok çok iyi işler çıkarmış Colin Firth'in de Bridget Jones'un günlüğündeki yılbaşı kazaklı halinin beynime kazınmış olması özellikle Kral mertebesine yükseldikten sonra biraz talihsiz ama çok sevimli :)

15 Şubat 2014 Cumartesi

Alacakaranlık Efsanesi-Şafak Vakti-Part II(Twilight Saga:Breaking Dawn Part-II)





Efsanenin sonuna geldik sonunda.İlk olarak iki devam filmi arasındaki zaman 1 sene olunca sular duruldu demek istiyorum.O çığlık atan genç kızların sesi bile değişti bir senede.Böyle bir dingin kapandı sanki Vampir devri.Ya da ben telaş içinde anlayamadım bilmiyoru.Her neyse,o kadar seriyi yerin dibine sokup sokup çıkartan eleştirmenlere,imdb de kanaat notuyla 4,5ten 5 almasına rağmen bence yüzakıyla bitirdiler bu işi.
Seyrettiğim en iyi bölümdü sanki,yoksa gözümüz mü alıştı acaba.
Söyle bir sıralayacak olursam
Twilight-Catherina Hardwicke vasat bir işçilik çıkarsa da ,bu iş tuttu.Summit kolları sıvadı devam dedi.
Twilight Saga:New moon-Chris Weitz bence yerin dibine girsin yok olsun.Edward ve Bella'nın Hülya Koçyiğit ve Ediz Hun şekliyle elele koşması hala gözlerimin önünde.
Twilight Saga:Eclipse-David Slade'in kafası karışmış bence30days of
night'tan sonra tabi hafif geldi. Ama makyajlar da ilerleme var.
Twilight Saga Breaking dawn-Part 1: Bill Condon kitap çok uzun olduğu için bu filmin küt diye bitmesiyle harcandı.Ayrıca da en salak saçma detaylar bu adama kaldı.Eski kafalı gerdek geceleri.İmkansız gebelikler,Aşkını ısıramayıp kanını şırıngayla zerk etmeler...Kurtlar kuzular bla bla bla...
Twilight Saga Breaking dawn-Part 2: Bill Condan da sevmiş sonunda bu vampirleri,bağrına basmış.
hepimiz bir oh çektik.Seriyi kafayı gözü yarmadan bitirdik.

Edit: Bu yazıya bir sene önce başlayıp,nedense Taslak halinde bırakmışım.bırakmışım. Twilight serisine ayıp olmaması adına bu haliyle yayınlıyorum!
Ne de olsa ilerlemede gelinen son nokta idi vampirler için. E hoşbulduk :)

12 Temmuz 2010 Pazartesi

Twilight Saga:Eclipse / Tutulma:

Daha önce bu seri çok tutar demiştim.Evet bu seri çok tuttu ama ben hala bu kadar çok satan bir kitap serisini filme çekerken neden bu kadar ellerine yüzlerine bulaştırdıklarını anlamıyorum diye söylenirken,aslında kitabın da bir yığın saçma sapan şeyle dolu olduğunu hatırladım.Daha önce de defalarca yazdım,Stephenie Meyer bir şekilde iyi bir iş çıkardı.Doğru zamandı,boşluğu bu romantik fantastik hikaye ile doldurdu.Ama böyle kalıp bir süre çok okunup sonra raflarda yerini almasını tercih ederdim.

Açık söyleyeyim Tutulma'dan daha fazla şeyler bekliyordum.Ama tabi ki tutulmadaki, mutahasıp Edward'ın evlenmeden olmaz triplerini,Bella'nın histerik aşk böceği halini ve Jacob'un mühürlenmediği halde Bella'ya ısrarcı aşık hallerini unutmuşum !!! Bunlar okurken tolare edilierbilirmiş ama izlerken beni bazen kahkahalara gark etti .Bazen de yok bu kadar da değil dedirtti.Vazgeçilmez Bella'nın film boyunca cırılcıplak gezen Jacob'a (öyle ki Edward bile cocuğun çıplaklık durumundan bir replikle şikayet ediyor) meyletmesi tabi ki tesadüf değil ,çocuk büyümüş serpilmiş ve 42 derece :) .E tamam Bella'nın kafası karıştı ama Film boyunca Jacob'a göz süzüp Edward'la aşk yaşaması,hatta zihin okuyan vampirimizin 10 metre ötesinde Jacob'la öpüşmesi şahsen çok da akıl karı değil yahu.Bu sahneyi gören yırtıcı vampir Edward ise sadece acıklı acıklı kötü makyajıyla yere bakıyor.Yuh artık !!! Bella'yı o kadar seviyor ki o mutlu olsun da ne olursa olsun .Ben şey durumuna bile düşebilirim diyor....


Bütün bu saçmasapan olay örgünüsü daha fazla kurcalamadan bir kenara bırakıyorum.İlk filmde yanakları kızaran bembeyaz pudralı suratları eleştirmiştik.İkinci filmde ise makyaja değinilmiş ama yine kötü kalmıştı.David Slade daha önce vampir filmi çekmiş bir insan ve çok da hoş görüntüler ortaya cıkarmıştı.Ne oldu da tutulmada her karede farklı göz rengiyle dolaşan kiraz dudaklı vampirlere onay verdi anlamıyorum?Bella'nın arkadaşlarının hali nedir ? TEk ilerleme çekik gözlü kız Angela'da bence.
Görüntü yönetimi adına filmde herhangi bir kontrol yok.Kurt kardeşlerimizden Jacob'a lafımız yok cünkü görüntü olarak kalite yakalanmış ama sürünün diğer elemanları sallanan gögüs kasları ve göbekleri ile ortada geziniyorlar.Starmetreleri altüst eden başrol oyuncularına gelince de daha 50 fırın ekmek yemeleri lazım.Robert Pattinson bence hiçbirşey yapmadan yakaladığı bu şöhretin keyfini çıkarsın,zira sanat eseri filmlerde hiç oynama şansı bulamayabilir.İlk filmde gözüme güzel gözüken sahsiyet ikinci filmde sadece profil cekimlerinde başarılıydı.Bu filmde ise kız arkadasını kurtlarla öpüşürken izleyen ezik vampir roluyle hiç bir romantizm rüzgarı estiremiyor.Yazar bir arkadaşımın Robert'in duruma yorumu ise bence çok yerinde bir tabirdi : "Robert yakışıklı ise ben de Marilyn Monroe'yim."

Her şey bir yana aksiyonda daha kaygılı olunması hoşuma gitti.En azından biraz da olsa asabi vampir izledik.Böyle olmasa neredeyse asilzade olduklarını düşüncektik.Jacob'un esprilerine güldük falan filan ama hepsi bu.Ayrıca kızılderili soyundan gelen bir kabilenin savaşçılarının üstleri başları çıplak,tıka basa yemek yiyen kaba insanlar olarak resmedilip,beyazötesi vampirlerin,aristokrat şehirli edası da beni içten içe rahatsız etti.Sonuç olarak hem sızlanıyoruz hem de kitaplarını okuduğumuz bu seriyi izliyoruz.Serinin en uzun kitabı ve en bol aksiyonlusu  Breaking Down'da neler olacak hiç merak etmiyorum.Filmi Bill Condon'un yönetmesine karar verildi.Daha görsel daha derin ,daha şiddet içerikli,daha romantik bir film bekleniyor.Zira umudum kalmadı.İyi bir iş çıkmayacak.

Not: Bence ilk filmdeki James gibi burda da yeni vampir "Riley" (Xaiver Samuel)dikkat çeken isimlerden.Ömürleri çok uzun olmuyor ama kesinlikle diğerlerinden daha vampirler.
Bu arada birinci ve ikinci film hakkında da bir okuyayım derseniz kayıtlarımda var :)